short haircutsshort hairstylesshort haircuts for black womenshort haircuts for women

antalya escort
escort ankara

SanalGazeteci.Net

alanya escort
sex izle

Kültür Müslümanı Nasıl ve  Nerede Yetişir ?

Kültür Müslümanı Nasıl ve  Nerede Yetişir ?
Abdullah Şahin
Abdullah Şahin( info@sanalgazeteci.net )
267
04 Mayıs 2020 - 0:43

Paris’e git bir an evvel akl ü fikrin var ise

Âleme gelmiş sayılmaz gitmeyenler Paris’e

Hoca Tahsin Efendi

İmparatorluk Şemsiyesi altında yetişmiş nesillerin Avrupa’nın karşısında hisstettiği gurur ve acziyetin nasıl bir şey olduğunu, Avrupa’ya eğitime gönderilmiş ilk tâlebe olan Tahsin Efendi’nin yukardaki beyti yeterince açıklamaktadır. 1774 yılında Dobruca’da imzalanan Küçük Kaynarca Barışı ile bir şeyi anladık ki, bizde bir şeyler ters gidiyor. Askerî mağlubiyetler daha doğrusu Moskof pençesinin yüzümüzde açtığı derin yaralar bizi, bir şeyleri sorgulamaya itti. İtiş bu itiş hâlâ itiliyoruz.

Osmanlı, Rusya karşısındaki bu mağlubiyeti Frenk tarzı eğitim ile giderebileceğini düşündü ve öncelikli olarak, III. Selim döneminde yurtdışından hocalar getirildi ve bu şekilde ilk frenkmeşrep tedrisat başlatıldı. Bunun yetersiz olduğu kanaatine varılmış olmalı ki, yurtdışına Fransa, Almanya, İngiltere başta olmak üzere tâlebeler gönderildi. II. Mahmut döneminde ise Enderun’dan öğrenciler gönderilmeye başlandı ve ilâ-âhir elân devam etmektedir.

Burada temel sorun, gönderilen öğrencilerin tedrisatını başarı ile tamamlaması ve ülkeye döndükten sonra ülkenin ıslahında faal olmaları ve “ muasır medeniyet “seviyesine ulaştırmaları ama unutmamak gerekir ki askerî ihtisasta, çünkü bizim temel sorunumuz cephede idi. Cephe sorununu aşmak demek, imparatorluğun kalkınması anlamına gelmekteydi.

Gönderilen öğrencilere baktığınızda kâhir ekseriyeti (nüfus oranına göre ) gayr i müslim öğrencilerden ve İstanbul, İzmir… gibi şehirlerden oluşmaktadır. Gönderilen öğrencilerin üzerindeki en büyük baskı, “alaturka ve alafranga” arasında kalmak olmuştur. Devlet, öğrencilerde belirli bir temelin oluşmasını istiyordu. Bu yüzden, öğrenciler Arapça ve Farsça bilen devletine bağlı ve  “Frenk hoppalığı” karşısında kendisini muhafaza edebilecek kişilerden intihâb ediliyordu, yani seçiliyordu.  

Kurulan Frenk tarzı okullarla bu ihtiyacın İmparatorluk içinde giderilmeye çalışılmış ve Tevhid i tedrisat kanununa kadar başlayacak olan tedrisatta medreseli –  mektepli tartışması başlamıştı. Bilhassa, II. Abdülhamid döneminde alafranga, Frenk usulü ya da modern ( hangisini seçerseniz artık) mektepler çoğalmaya ve rağbet görmeye başladı. Eğitim ve öğretim bir devletin üç temelinden ( Adâlet, Maarif,  Hürriyet) birini temsil eder.

Tercüme odalarının kurulması ile yurt dışına öğrenci gönderilmesi aynı dönemlere denk gelir. Rumların, bilhassa, 1821 yılında Mora İsyanındaki ihanetleri anlaşılınca, Mühendishâne hocalarından Bulgarîzâde Yahyâ Nâci Efendi ile oğlu Rûhuddin Mehmed Efendi Bâbıâli’de görevlendirildi. Tercüme odalarının, bize faydası geleceğin bürokratlarının, bilhassa, Bâbıâli’ zürefasını yetiştiren kurum olması hususunda önemlidir. Burada yetişen kişiler hem İmparatorluğun değişiminde  hem de İmparatorluğun Cumhuriyete tevilinde ki fikirlerin sahipleri olmuşlardır. 1839 yılında ki Tanzimat Fermanı ile başlayan İmparatorluğun Hukukî içtimaî ve dinî…   tevilleri Cumhuriyet dönemindeki inkılaplarla kemâle ermiştir!!! Tanzimat’a kadar sorunlar hep askerî mütaala edilmiş ve İmparatorluğun hukuk, idare, din… gibi diğer kurumlarına dokunulmamıştı. Biz de “ gayri gavura gavur demeyecek miyiz” diye küçümsenen bu ferman Harf İnkılabı, Halifeliğin ve Saltanatın kaldırılması ile sonuçlanmasına rağmen hâlâ ehemmiyeti idrak edilmemişti.

Yurt dışında eğitim gören ve Frenk meşrep maarif siteminde rahle i tedrisat gösteren “Kültür Müslümanları” nın dine karşı olan lakaytlığı halifeliğin ilgası ile zaferini ilan etmiştir. Cumhuriyet döneminde ise Papyonlu hafızların neşv ü nemâsı sonrasında “İslamiyet terakkiye manidir” diye Renan’ın papaganlığının yapılması ve her konuda olduğu gibi şahsına münhasır Müslüman yetiştirmesi, ki ben bunu “Kültür Müslümanlığı” olarak tanımlıyorum, bu Müslümanlık anlayışı ile ülkenin en son hâli ortadadır. Günümüz Müslümanlığı, yani kültür Müslümanlığı, ne İslam’ı bilir, ne batı’yı; ne tarihi ne lisânı ne de bilimi, varsa yoksa kalıplaştırdığı fikir kırıntıları ve fasit daire içindeki  bir iki kavramdır:

İslamcılık, Muhafazakarlık, Siyasî İslam… gibi kavramlar “itilme” “tepkime” sonucu ortaya çıkan kavramlardır. Bu kavramların ne tarihî derinliği ne de tarihte yansıması vardır. Tez ve antitezi ithal edilmiş günümüz kültür müslümanlığının yaptığı tek şey tedavülden kalkmış ya da hiç ehemmiyeti olmayan bu kavramlarla ömür tüketmektedir. Elbette, bilhassa, Cumhuriyetle birlikte Kemalizmin mirası olan Laiklik, Atatürkçülük, çağdaşcılık…. Gibi aynı fasit daire içinde olan kavramlar ile de başka bir kaos kurulmuştur.    

Türkiye’de  her bir fikir ya ithal edilmekte ya da ittirme “ mukâbele” “tepkime” ile gelişmektedir:

Renan’ın “L ‘Islamisme et la Science (İslamiyet ve Bilim) adlı konuşmasına karşın Namık Kemâl in yazdığı Renan Müdafaanâmesi, Reinhart Dozy ‘nin Târîh i İslâmihyyet’I buna en iyi örnektir; Sıât ı Müstâkim de çıkan eleştiri yazılarında kifâyetsizliği ve tenkitteki yüzeyselliği görebiliyoruz. Eser, ilmî olarak değilde dinî  açıdan ele alınmış olmaktadır. Ebü’z-Ziya Tevfik’ın Tasvîr i Efkâr’da, Dozy’nin mezkur eserini ilmî ve tarihî usûl ile tenkit etmesi sonucu, Ebü’z-Ziya Tevfik’e atfedilen irtidat (dinden çıkma) ithamları… ( Eserin en ilmî tenkidini Manastırlı İsmail hakkı, Hakk ve Hakikat adlı eseri ile, İsmail Fennî Ertuğrul İzâle i Şükûk adlı eserinde ve  Filibeli İsmail Hilmi Târîh i İslâm I-II adlı eserinde yapmıştır. Bu eserlerin okunması tavsiye edilir. ) Mithad Cemâller, Mehmet Akîfler, Mustafa Sabriler ( Beyanülhâk Mecmuası’nda) … hucüm üstüne hucüm etmekte… 

Peki sonuç, Dozy ve Renan gibi kişlilerin eserleri rağbet görmüş ve Fransızcası çok iyi olan M. Kemâl döneminde baştacı edilmiştir. 

Dozy ya da Renan’ın eserleri Türkçeye tercüme edilince mi İslâm için tehlike oluşturdu ya da bir eser İslam için tehlike oluşturabilir mi?

İslam tarihçiliğindeki bu gayr i ilmilik ve mezkur eserleri dinî bağnazklık ile tenkid edilmesinin faturası çok ağır olmuştur. O yılardan bugüne kadar geçen sürede Batıda İslam’a dair yapılan çalışmalara hep gayr i ilmi ve dinî taassup anlayışı içinde bir şeyler söylenmiştir. Dozy’yi tenkit edenlerin çoğu Dozy’nin eserinde kullandığı kaynaklardan bîhaberdi.

Yukarıda tavsiye ettiğim eserler neden dikkate alınmamıştır hem Kemalist dönemde hem sonrasında ??? çünkü bu tür eserler kültür Müslümanına hitap etmez. Onun için önemli olan kendi ideolojisine ve taassubu içinde bulunduğu çevreye hitap etmesi gerekir; o, günümüz sorunlarını  yüzlerce yıl önce yazılmış ve o günün sorunlarına çözüm üreten eserlerde arar.  

Günümüz kültür müslümanlığının, müslümanının kısaca tarihçesini anatmaya çalıştım.

Okumayan, araştırmayan, sorgulamayan, iradesini kullanmayan, her şeye inanan; bir fikri hakikate ulaşmak için basamak olarak değil de hakikatin kendisi gören; İslamı terakkiye mâni’ gören kendisini hakikatin mutlak temsilcisi olarak görüp “ Arab’ın yavesi” diye tanımladığı Kur’an’ı kendi ideolojisine göre şekillendirmeye çalışan bir nevzuhur….

Dini, siyasî çıkarları için su i istimal eden ve bunda hiçbir sakınca görmeyen, makamı için dinden delil arayan hile i şerife (hile i şerif de bile hile yapar) başvuran nevzuhurlar alınlarını secdeye götürürken nasıl Sübhane Rabbiyel-a’lâ diyebilmekteler, hayret. 

İslam, içi boşaltılmış ve temel değerlerinden yoksun bırakılmış  durumda.  Kültür Müslümanları…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

Sitemiz İhlas Haber Ajansı (İHA) abonesidir İhlas Haber Ajansı (İHA) tarafından geçilen tüm haberler, SanalGazeteci.net editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen İhlas Haber Ajansı (İHA) dır.

Çerezler ile ilgili bilgi için Çerez Politikamızı ziyaret edebilirsiniz. chat

casino sitelericanlı bahis siteleribonuslu bahis siteleribahis sitelerigüvenilir casino sitelerigümbet escort