Padişaha Ölüm; Kraliçem Çok yaşa | SanalGazeteci.NetSanalGazeteci.Net

20 Ekim 2020 - 11:39

Padişaha Ölüm; Kraliçem Çok yaşa

Padişaha Ölüm; Kraliçem Çok yaşa
Son Güncelleme :

17 Ekim 2020 - 17:13

20 kez okundu

1 Kasım 1922 tarihinde Saltanat, Mustafa Kemâl Paşa’nın “fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir” sözünden! sonra muhalefetin (Hoca Mustafa Efendi) “ Affedersiniz Efendim, biz meseleyi başka nokta i nazardan mütalâa ediyorduk; izahatınızdan tenevvür ettik” dediği mecliste ilga edildi. Alınan karar, 308 numaralı “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, hukuku hâkimiyet ve hükümranının mümessili hakikisi olduğuna dair” adlı kararnamesi ile gerçekleşmiştir. Saltanatın kaldırılması yeterli oy alınmadan yani kanuna aykırı bir şekilde kaldırılmıştır Saltanatın ilgası “ Halkı reaya, kendini zıllullah olarak gören zihniyete karşı yapılmıştır”

Padişahlara saraydan çıkmayan insanlar diyenler, sarayda vefat etti.

Osmanlı Saltanatının kaldırılması, binlerce yıllık Türk İslam geleneğinin de sonu olmuştur. 

Cihan harbinden sonra ayakta kalabilen tek saltanat olan Britanya’daki saltanat aslında diğer bütün saltanatların da sonunu getirmiştir. Dünya saltanattan tiranlığa; imparatorluktan ulus devletine terk edilmiştir. Nutuk başta olmak üzere dönemin kalemlerini incelediğinizde mesele saltanatın kaldırılması değil, Osmanlı İmparatorluğunun altı asırlık birikimi ve hem İslam ve Hristiyanlık (Doğu Hristiyanlığı) hem de Türk geleneğinin yerini tamamen Batının alması olarak tevarüs edecektir. Osmanlıyı Araplaşmakla suçlayanlar, Cumhuriyeti Batı hayranlığı ve safsatası ile temellendirecekti.

Mustafa Kemâl Paşa’nın inşa etmek istediği “Muasır medeniyetlerin fevkindeki Cumhuriyet”  hedefinin önüne, esasında, yine kendi dehasının gururu geçmiştir. Karabekir Paşa’nın ifâde ettiği gibi: Her şeyin en iyisini ben yaparım ve ben yapmalıyım… düşüncesi ve vefatından önce eski eşi Latife hanıma yurtdışına çıkması gerektiğini söylemesi, kapı arkasında duyulmaması gereken konuşmaları bize fısıldamakta. Gazi Paşa’nın inşa ettiği sistem kendisine bağlı bir hükümet teşkil etmişti ve bu hükümet asılsız ve hayal î temeller üzerine rabdedilmişti.

Saltanattan bu yana geçen zaman diliminde “ Osmanlının akamete uğrayan bir medeniyet” olması hasebiyle hep bir özlem ve yer yer Kemâlizm’in hatasına düşerek hamasi ve idealize edilmiş bir tarih olarak karşımıza çıkmıştır. Dün Kemalistler nasıl Batı’ya karşı gözü kapalı bir hayranlık beslediler ise bugün de bazı Yeni Osmanlılar aynı hatayı hatta daha da bilinçsiz bir hâlde icra eylemektedir. Osmanlı’nın yeniden dirilmesi bu şuursuzlukla ancak hayal olur. Bir devletin kurulması da yıkılması da iç dinamiklere ve bu dinamiklerin gücüne, yetkinliğine bağlıdır. 

Bir diğer konu ise, Osmanlı saltanatı ve hanedanlığı mevzubahis olunca dudak büken zevatın, mesele, Britanya saltanatına gelince “ haşmetmeapları bana lütfettiler, ziyareti seniyyeleri esnasında kendilerine mihmandarlık şerefine nail oldum, zatışahâneleri , bilâhare, mektup ile memnuniyetlerini lütfettiler…..” gibi cümleler dillerinden düşmemekte. Bizim münevverler Osmanlı hanedanlığı haricindeki bütün hanedanlıklara hayran gibi.

Osmanlı Hanedanlığının şu anki mensuplarından cüzzamlı gibi bahseden zevatın, bilhassa, Britanya hanedanlığından hayranlıkla bahsetmesi, münevverin zihniyetini ortaya koymaktadır. Türkiye’deki her şey gibi münevveri de köksüz. Kendi dedesinin mezar taşını okuyamayan insanların kendilerini münevver olarak atfetmesi, meselenin ayrı bir garabet. Salt Batı dillerinden birini bilmekle kendilerini “aydın” ya da entelektüel” sınıfına dahil eden insanların çoğunun papağandan ibaret olduğunu görmekteyiz.

Bununla birlikte, günümüz hanedan üyelerinin içinde bulunduğu durum, belirli bir noktaya anlaşılır olsa da, hanedan üyelerinin Osmanlı’nın siyaset ve ideolojiler üstü bir değere sahip olduğu şuuruna varılmadığını gösteriyor. 

Osmanlı İmparatorluğu geleneksel devlet değerlerini koruyarak, emperyalizmin önündeki en büyük engel olmuştur. Bu durumu en dikkat çeken örneklerden biri, emperyalizmin en büyük hedeflerinden biri olan Süveyş kanalının inşaatı esnasında işçilere yeterli içme suyu ve hayvanların gücünün yetmeyeceği yüklerin yüklenmemesine dair Babıâli’den emirler verilmektedir. Bu şartlar altında Osmanlı’nın bu emperyalist sofrada barınması ve dahi hayatta kalması, şüphesiz, imkânsızdı

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Seyid ali 17 Ekim 2020 / 17:39 Cevapla

Güzel bir yazı olmuş. Mesele İngiliz hanedanlığı olunca sorun yok ama Osmanlı hanedanlığı müptezel oldu.